Grev Ertelemesi Kaç Gün? Hukukun, Tarihin ve Vicdanın Kesişim Noktası Bir toplumun nabzı, yalnızca sokakta değil; emeğin ritminde atar. Grev, bu ritmin en belirgin ifadesidir. Ancak her ritim gibi, grev de zaman zaman durdurulur, ertelenir, yeniden başlatılır. Peki grev ertelemesi kaç gün sürer, bu süre ne anlama gelir, hangi tarihsel süreçlerden geçerek bugünkü şeklini almıştır? Bu soruların yanıtı, yalnızca hukuki bir metinde değil; emeğin tarihsel anlatısında gizlidir. Grev Hakkının Tarihsel Arka Planı Grev hakkı, modern demokrasilerin temel unsurlarından biridir. 19. yüzyılda sanayi devrimiyle birlikte işçi sınıfı örgütlenmeye başladığında, “grev” yalnızca bir hak değil, bir kimlik beyanıydı. Türkiye’de ise grev hakkı,…
Yorum BırakLezzet Dolu Anlar Yazılar
Toplumsal Ağırlığın Formülü: Bir Sosyoloğun Gravite Üzerine Düşünceleri Toplumun görünmeyen yasaları, tıpkı doğa yasaları gibi işler. Bir araştırmacı olarak insan ilişkilerinin çekim alanlarını, bireylerin birbirine ve kurumlara olan bağlarını incelediğimde, aklıma hep fiziksel bir kavram gelir: gravite, yani çekim kuvveti. Peki, “gravite nasıl hesaplanır?” sorusu yalnızca bir fizik problemi midir, yoksa toplumsal düzeni anlamamız için de bir metafor olabilir mi? İnsan ilişkileri, tıpkı gezegenlerin birbirine uyguladığı çekim gibi, görünmez ama hissedilen bir güçle örülür. Her birey kendi kütlesi — yani toplumsal konumu, statüsü, rolü ve kimliği — kadar çevresine etki eder. Bu yazıda graviteyi yalnızca fiziksel bir denklem olarak değil,…
Yorum BırakGelin Görümce Kavgası Ne Demek? Tarihsel Arka Planı, Güncel Tartışmalar ve Toplumsal Anlamı Gelin görümce kavgası, aynı aile içinde evlilikle kurulan yeni ilişkiler ağında, gelin ile kocanın kız kardeşi (görümce) arasında yaşanan gerilimleri anlatmak için kullanılan yerleşik bir ifadedir. Halk dilindeki bu tabir, kişisel uyuşmazlıkların ötesinde, akrabalık hiyerarşisi, ev içi iktidar ve toplumsal cinsiyet rolleri gibi daha geniş yapısal dinamiklere işaret eder. Dolayısıyla mesele, basit bir “anlaşamama” değil; kaynakların, statünün ve görünmeyen emeğin nasıl paylaştırıldığına dair uzun bir hikâyedir. Tarihsel Arka Plan: Hiyerarşi, Evin İçi İktidar ve Geleneğin Ağırlığı Osmanlı son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan sosyokültürel bağlamda geniş aile…
Yorum BırakEskiden Neden Ayna Hediye Edilirdi? Antropolojik Bir Bakışla Yansımanın ve Sembolün Gücü Bir Antropoloğun Merakı: Kültürlerin Yansıttığı Anlamlar Bir antropolog olarak, bir nesnenin ardındaki anlamı çözmek, çoğu zaman toplumların ruhuna açılan bir kapıdır. “Ayna hediye etmek” basit bir armağan eylemi gibi görünse de, birçok kültürde bu davranış derin sembolik kökler taşır. İnsanlık tarihi boyunca ayna, yalnızca bir eşya değil, bir anlam taşıyıcısı, bir kimlik ve ruh simgesi olmuştur. Bu yüzden, geçmişte birine ayna hediye etmek, görünenden çok daha fazlasını anlatan bir ritüel, bir kültürel mesajdı. Ritüellerin Nesnesi Olarak Ayna Antropolojik açıdan, ayna birçok toplumda ruhla ilişkilendirilen bir nesnedir. Eski Türk…
Yorum BırakKısa cevap: “Harbili” kelimesi köken olarak “harbi”den türemiştir ve genel anlamda “dürüst, açık sözlü, doğrudan davranan kişi”yi ifade eder. Ama gelecek dünyasında bu kelimenin anlamı çok daha derinleşecek gibi görünüyor — belki de “gerçekliğe sadık kalabilen insan” demek olacak. Bazen bir kelime, geleceği anlatmak için bugünden yola çıkar. “Harbili” de tam olarak öyle bir kelime. Onu sadece bir sıfat olarak değil, geleceğin insan profilini tanımlayan bir karakter özelliği olarak görmek istiyorum. Çünkü yapay zekânın, sanal gerçekliğin, filtrelenmiş hayatların arasında “harbilik” belki de insan olmanın son kalesi olacak. Harbili Ne Demek? Dürüstlüğün Yeni Çağına Giriş “Harbili” bugün çoğumuz için “doğruluktan şaşmayan,…
Yorum BırakGıda Ürünleri Nelerdir? Bir Psikolojik Mercekten Analiz İnsan Davranışlarını Çözümlemeye Çalışan Bir Psikologun Meraklı Girişi Gıda, yalnızca fiziksel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda insanın duygusal, bilişsel ve sosyal hayatının da ayrılmaz bir parçasıdır. Psikologlar, gıda seçimlerinin çoğu zaman bilinçaltı motivasyonlar, toplumsal normlar ve bireysel duygusal hallerle şekillendiğini keşfetmişlerdir. Gıda ürünleri yalnızca karın doyurmakla kalmaz, aynı zamanda duygusal tatmin sağlar, bilinçaltı süreçleri tetikler ve sosyal ilişkilerde bir bağ oluşturur. Peki, gıda ürünleri gerçekten sadece beslenme amacına mı hizmet ediyor, yoksa insan davranışlarını yönlendiren daha derin psikolojik etkileri var mı? Bilişsel Psikoloji ve Gıda Seçimleri Bilişsel psikoloji, insanların bilgi işleme süreçlerine odaklanır…
Yorum BırakGofret Kimin? Antropolojik Bir Perspektiften Tatlı Bir Soru Kültürlerin çeşitliliğini merak eden bir antropolog olarak size basit ama derinlikli bir soruyla seslenmek istiyorum: “Gofret kimin?”. Bu soru ilk bakışta yalnızca bir çikolatalı atıştırmalığın markasını veya üreticisini akla getirse de, antropolojik açıdan çok daha geniş bir tartışma alanı açar. Çünkü yiyecekler yalnızca karın doyuran nesneler değil; ritüellerin, sembollerin, topluluk yapılarının ve kimliklerin taşıyıcılarıdır. Gofret, bu bağlamda sadece endüstriyel bir ürün değil, modern yaşamın sosyo-kültürel dokusunda bir işaret ve simgedir. Gofretin Ritüellerdeki Yeri Her kültürün yiyecek etrafında örülmüş ritüelleri vardır. Çay saatinde masaya konulan gofret, çocukların bayramlarda ceplerine doldurduğu çikolatalar ya da…
Yorum BırakMahbub Olmak Ne Demek? Sevilmenin, Görülmenin ve Eşitliğin Toplumsal Hikâyesi Toplum olarak “mahbub” kelimesini çoğu zaman romantik, hatta neredeyse mistik bir anlamda kullanırız: sevilen, gözde, kıymetli… Ama hiç düşündük mü, “mahbub olmak” ne zaman bir duygu hâlinden çıkıp bir ayrıcalık biçimine dönüştü? Bu yazı, mahbub olmanın sadece bir aşk hâli değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle örülü bir güç hikâyesi olduğunu hatırlatmak için kaleme alındı. Çünkü sevilmek, bazen bir ayrıcalık, bazen bir mücadele, bazen de bir direniştir. Mahbub Olmak: Sevilmenin Sosyal Kodları “Mahbub” kelimesi Arapça kökenli; “sevilen, gönül verilen kişi” anlamına gelir. Ne var ki, toplumsal yapılar…
Yorum BırakGerekçeli Karar Neden Önemli? Felsefi Bir Bakış Felsefe, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana, doğruyu ve yanlışı, gerçeği ve sahtesini sorgulayan bir düşünce sistemidir. Bu düşünsel arayışın temelinde, insanın varlık, bilgi ve etik üzerine düşünmesi yatar. Peki, bir kararın gerekçesi gerçekten ne kadar önemlidir? Gerekçeli bir karar, yalnızca bireysel bir sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Çünkü her karar, kendi içinde bir değer ve anlam taşır; ve bu kararların gerekçeleri, hem etik hem de epistemolojik açıdan derinlemesine sorgulanabilir. Etik Perspektiften Gerekçeli Karar Etik, doğru ve yanlış arasında bir ayrım yapmamıza yardımcı olan bir disiplindir. İnsanlar her gün kararlar alırken, bu…
Yorum BırakAltın Gömü Nasıl Bulunur? Toplumsal Kodların Derinlerine Kazılan Bir Hikâye Bir sosyolog olarak köy kahvelerinde, şehir çarşılarında, internet forumlarında hep aynı soruya rastlarım: “Altın gömü nasıl bulunur?” Bu soru, yalnızca toprağın altındaki gizemli zenginliklerle ilgili değildir; aynı zamanda toplumun değer yargılarını, umutlarını ve tarihsel belleğini de yansıtır. Çünkü bir milletin “gömü arayışı”, aslında onun kimliğini, kader algısını ve gelecek inancını şekillendirir. Bu yazıda altın gömü arayışını yalnızca bir “hazine” arayışı olarak değil, toplumsal yapıların birey üzerindeki etkisini anlamaya çalışan bir gözle ele alacağız. — Altın Gömü: Toplumun Kollektif Hayali Altın gömü, halk kültüründe sadece zenginliğin değil, kurtuluşun da simgesidir. Birçok…
6 Yorum